Sitemizin sağlık profesyonellerine özel sayfalarında ürün ve hizmetlerimizle ilgili detaylı bilgiler yer almaktadır. Bu bilgiler yalnızca hekim, eczacı, diş hekimi, hemşire gibi sağlık çalışanlarına yönelik olup, sağlık çalışanları haricindeki kişiler bu bilgileri doğru yorumlayamayacakları için bu bölümlere girmemeleri önerilmektedir.

"Sağlık Profesyonellerine Özel" bölümüne girmek için lütfen bir sağlık çalışanı olduğunuzu onaylayınız.
 
   
| | | | | |
Bağışıklama
BAĞIŞIKLAMANIN TEMEL PRENSİPLERİ
GENEL PRENSİPLER
AŞILAR İÇİN KONTRENDİKASYONLAR VE UYARILARI
AŞILAR VE UYGULAMA ŞEKİLLERİ
 

Bağışıklık sistemi, vücuttan enfeksiyonu temizlemek üzere tamamı uyum içinde çalışan bir komplekstir. İmmün sistemin organları lenfoid organlar olarak adlandırılır. Yunanca'da "lenf" saf, temiz akım anlamına gelmektedir ve görüntüsünü ve bağışıklık sisteminin amacını açıklayıcı bir terimdir.
Lenfatik damarlar ve lenf nodları, içlerinde "lenf"i yani içinde özellikle lenfositler olmak üzere beyaz kan hücrelerinin bulunduğu bir sıvıyı taşıyan özel bir dolaşım sistemidir. Lenf sıvısı vücuttaki tüm dokuları yıkar ve lenfatik damarlar aracılığı ile sonunda kana dökülür. Lenf nodları lenfatik damar ağındaki noktalardır ve bağışıklık sistemi hücreleri ile vücuda giren yabancı organizmalar için buluşma yerlerini oluşturmaktadır. Dalak, karın boşluğunun sol üst kısmında bulunur ve yine bağışıklık sistemi hücreleri ile yabancı organizmaların karşılaşması için bir durak yeri olarak görev yapmaktadır. Kemik iliği ve timus da lenfoid dokular olarak görev yapmaktadır. Yine tonsiller, adenoidler, Peyer plakları ve apandisit de lenfoid dokulardır.

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ

  • Humoral immünite
    • B - hücreleri
  • Hücresel immünite (hafızalı)
    • T hücreleri
  • Doğal immünite
    • T ve B hücreleri
Hem bağışıklık sistemi hücreleri hem de yabancı moleküller lenf nodlarına, kan damarları veya lenfatik damarlar yoluyla girerler. Tüm immün hücreler lenfatik sistemden çıkabilir ve sonuçta kan akımına geri dönebilirler. Lenfositler kan akımına girdikten sonra vücuttaki dokulara transporte olurlar ve yabancı antijenleri bulmak üzere nöbetçi olarak görev yaparlar.

İmmün sistem nasıl çalışır?
İmmün sistem için dolaşacak olan pek çok değişik tip bağışıklık sistemi hücresi, kemik iliğinde üretilir. Aşılarla ilgili olan hücreler özellikle lenfositlerdir ve bir trilyona yakın bir sayıda bulunmaktadır. İki majör lenfosit grubu, kemik iliğinde olgunlaşan B hücreler ve timusta olgunlaşan T hücrelerdir. B hücreler iki önemli görev üstlenir:
1. Diğer bağışıklık sistemi hücreleri tarafından yok edilmesi için işaretlemek üzere yabancı antijenlere tutunur.
2. Kan ve lenf akımında dolaşan antikorları üretir.
B hücreler "antikor aracılı" veya "humoral immünite" adı verilen immün cevabın bir parçasıdır.

BAĞIŞIKLIK

  • Kendine ait olan - olmayan
  • İnfeksiyon hastalıklarından korunma
  • Antikor varlığı ile ifade edilir
  • Tek bir organizmaya özgüdür
Kanda ve lenfte dolaşan bazı T hücreleri antijenleri işaretleme görevlerinin yanında, bağışıklık sistemi tarafından yabancı kabul edilen hasta hücrelere saldırıp onları yok eder. T lenfositler "hücresel immünite"den sorumludur. Hücre aracılı immünite, dolayısıyla T lenfositler immün sistemin en önemli özelliği olan "hafıza" oluşumundan da sorumludur. T hücreler aynı zamanda immün cevabı düzenler, organize ve koordine eder. T hücreler antijen fragmanlarını tanıyabilmek için Majör Histokompatibilite Kompleksine (MHC) bağımlıdır.

Antikorlar
B hücreleri tarafından üretilen antikorlar, özel bir antijene karşı üretilmiş son derece spesifik bölgeler içeren protein yapıdaki maddelerdir. Antikorun bağışıklık sistemi hücrelerine uygun sabit parçasının yanında, her bir antijene özel olarak üretilen ve farklı yapılara sahip değişken kısmı vardır. Farklı amaçlar için farklı antikorlar üretilir. Antikorlar yabancı antijenleri çevreleyip fagositler tarafından yok edilmesine yardımcı olur. Yine antikorlar antijene bağlandığında kanda normalde inaktive formda bulunan, kompleman adı verilen ve dokuz proteinden oluşan bir sistemi aktive ederler. Kompleman sistemi antikorlarla birlikte hareket eder, antijenle reaksiyon verdiklerinde yabancı antijenlerin yok edilmesine yardımcı olur ve onları vücuttan uzaklaştırır. Antikorların diğer bir görevi virüslerin hücre içine girmesini engellemektir.

T hücreler
T hücrelerin immün cevapta iki majör rolü vardır. Düzenleyici T hücreler farklı tiplerdeki bağışıklık sistemi hücrelerinin cevabını düzenlemek için önemlidir. Örneğin Helper T hücreleri (CD4+ T hücreler), B hücrelerini antikor üretmek üzere aktive eder. Yine diğer T
hücreleri, makrofajları aktive eder ve hangi tip antikor üretileceğini etkiler. Bazı T hücreleri, CD8+ T hücreleri, killer hücreler adı verilen ve enfekte hücrelere saldırıp onları yok eden hücrelere dönüşürler. Killer T hücreleri, sitotoksik T hücreler veya CTL olarak da isimlendirilirler. Memory T hücreleri ise uzun süreli hafızadan sorumludur.

Doğal immünite
2500 yıl öncesinde Yunanistan'da bulaşıcı hastalık terimi ve şarbon geçiren bir kişinin bir daha aynı hastalığa yakalanmayacağı biliniyordu. Daha sonra pek çok hastalığa karşı bağışıklık kazanıldığı anlaşıldı. Doğal immünite gelişmesi için hastalığın geçirilmesi gerekmektedir.
Hastalıklara karşı kazanılan bağışıklık, bağışıklık sisteminin özel bir grup hücresi tarafından oluşturulmaktaydı. T ve B hücreler aktive olduklarında, bir kısım T ve B hücre hafıza hücrelerine dönüşür. Enfeksiyon ajanının yok edilmesini sağlayan antikorlar vücutta uzun süre kalmazken, hafıza hücreleri kalır ve vücuda giren yabancı organizmayı tanıyarak ve hızlı bir şekilde savunma geliştirerek vücuda giren mikroorganizmanın hastalık yapmasına fırsat vermeden onu yok eder. Bu tip bağışıklık doğal yolla edinilmiş bağışıklıktır. Canlı ve bazı inaktif aşılarla oluşturulan bağışıklık cevabında da, aynen doğal bağışıklık cevabında olduğu gibi T ve B hücrelerinde hafıza cevabı oluşturulmaktadır.

Edinilmiş immünite
Edinilmiş immünite aktif veya pasif olabilir. Pasif yolla edinilmiş immünite diğer bir insan veya hayvan tarafından üretilen antikorların, hastalıktan korumak amacıyla bir başka kişiye verilmesidir. Örneğin tetanoz veya kuduz immünglobulinlerinin hastalıktan korumak amacıyla kullanılması pasif immüniteye bir örnektir. Bu tarz immünite çok hızlı korumanın başlaması açısından değerlidir ancak kısa süreli olduğu için sadece ciddi hastalık etkeni ile karşılaşma durumunda kullanılmaktadır. Edinilmiş aktif immünite ise aşılarla oluşturulan immünitedir. Edinilmiş aktif immünite günümüzde güvenilir ve etkin aşılar sayesinde elde edilmektedir.