HEPATİT B AŞISI
Hepatit B her sene neden olduğu 4 milyonun üzerinde yeni vaka ve 1 milyon ölümle tüm dünya çapında ciddi bir problemdir. Hepatit B karaciğerin harabiyeti ile ölüme kadar ilerleyebilen bir hastalıktır ve tüm dünya'da görülen karaciğer kanserlerinin yaklaşık %80'inden sorumludur. Hepatit B mikrobu her zaman belirti veren hastalığa yol açmaz; vücutta sinsi bir şekilde ve uzun sürede hasar oluştururken mikrobu taşıyan kişinin uzun süre bundan haberi bile olmayabilir ve çevresine bulaştırabilir. Hepatit B mikrobu cinsel ilişki yoluyla ve doğumda anneden bebeğine bulaşabilir. Hepatit B virüsünü almış kişilerin yaklaşık yarısına ise nasıl bulaştığı tespit edilememektedir ve bu kadar hızlı yayılan bu hastalığın günlük yakın ilişki yoluyla da bulaşma ihtimalinin yüksek olduğunu göstermektedir. Hepatit B virüsünün bulaşmasında ev içi bulaş da önemlidir. Derideki bir çatlak ya da açık yara ile temas eden bir damla kan ya da tükrük bile hastalığın bulaşması için yeterli olabilmektedir.
Hepatit B virusu AIDS virusunden 100 kat daha fazla bulaşıcıdır.
Hepatit B hastalığının kesin tedavisi yoktur ve tek ve en güvenilir korunma yolu aşılanmaktır. Hepatit B aşısı doğumdan itibaren her yaşta güvenle uygulanabilir. İlk aşıdan bir ay sonra ikinci aşı ve ikinci aşıdan beş ay sonra üçüncü aşı olmak üzere toplam üç kez uygulanmaktadır.
Hepatit B aşısı aynı zamanda ilk kanser aşısıdır ve karaciğer kanserinden korumaktadır.

KIZAMIK, KIZAMIKÇIK, KABAKULAK AŞISI
Çocukluk çağında geçirildiklerinde bile ağır sonuçlara yol açabilen ve solunum yoluyla kolaylıkla yayılan bu hastalıklardan özellikle Kızamıkçığın en önemli ve ciddi tablosu hamile bayanların kızamıkçığa yakalanması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Hamileliğin erken dönemlerinde kızamıkçığa yakalanılırsa bebekte kalıcı sakatlıklar, kalpte kalıcı hasar, katarakt ve görme problemleri, sağırlık, öğrenme güçlükleri ve beyin hasarı görülebilir. Eğer hastalık daha önce geçirilmediyse doğurgan çağdaki tüm bayanların kızamıkçık aşısı ile aşılanmaları ve aşılandıktan sonra 1 ay süreyle hamile kalmamaları tavsiye edilmektedir.
Kabakulak ise çocukluk çağında geçirildiğinde bile oluşturabildiği beyin hasarı ve sağırlığın yanında özellikle erişkin çağdaki erkeklerde testislerde ağrı ve şişlikten ve kısırlığa kadar değişebilen sorunlara yol açarken, hamilelerde düşüklere neden olabilmektedir.
Bu hastalıklardan herhangi birini geçirmemiş veya aşılanmamış erişkinler tek doz kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşısı yaptırmalıdır. Aşılanan kişilerin %98'i bu hastalığa karşı yaşam boyu korunmaktadırlar. Bu hastalıklardan bir veya ikisini geçirmiş olmak aşılanmak için bir engel oluşturmaz ve aşı uygulanabilir.

SU ÇİÇEĞİ AŞISI
Genellikle hafif geçirilen bir çocukluk çağı hastalığı olarak bilinen su çiçeği hastalığı özellikle küçük çocuklarda ve yetişkinlerde oldukça ağır seyretmekte ve ciddi sonuçlara yol açabilmektedir. Su çiçeği son derece bulaşıcı bir hastalıktır. İçi sıvı dolu döküntülerle kendini gösteren su çiçeği bu döküntülerin iltihaplanması ile kalıcı izler bırakabilmekte, hastalık geçirilip iyileştikten yıllar sonra Zona adı verilen ağrılı döküntüler şeklinde yeniden kendini gösterebilmekte, ilerleyip zatürre'ye dönebilmekte, beyin hasarına ve hatta ölüme yol açabilmektedir.
Hamilelikte geçirilen su çiçeği kızamıkçıkta olduğu gibi hem bebek hem anne için risk oluşturmakta ve bebekte kalıcı hasara neden olabilmektedir. Su çiçeği aşısı 12 aylıktan itibaren her yaşta uygulanabilen bir aşıdır ve 13 yaşına kadar olan çocuklarda tek doz olarak, erişkinlerde ise en az bir ay ara ile iki doz olarak uygulanmalıdır.

HEPATİT A AŞISI
Hepatit, bulaşıcı sarılık adıyla bilinen, karaciğerin harabiyeti ile karakterize yüksek derecede bulaşıcı bir hastalıktır Hastalığın ilk belirtileri ateş, yorgunluk, bulantı, kusma ve ishaldir. Bir veya iki hafta sonra karaciğer büyüyebilir ve sarılık görülebilir. Hepatit A genellikle 3-6 hafta sürer, ancak bazı olgularda altı aya kadar devam eden uzun süreli ya da kötüleşerek tekrarlayan belirtiler olabilir.
Hepatit A virüsü kişiler arası temasla ya da virüs bulaşmış su veya besinlerin alınmasıyla bulaşır. Virüs vücuda ağız yoluyla, özellikle yiyecek ve içeceklerle girer. Hepatit A' lı kişiler hastalanmadan iki hafta önce ve iyileştikten bir hafta sonrasına kadar hastalığı bulaştırırlar. Belirti göstermeden hastalığı geçiren çocuklar da, hastalığın yayılmasında sessiz birer kaynak oluştururlar.Çocukların hijyenik tedbirleri çok iyi bilmemeleri nedeniyle enfeksiyon en yüksek görülme sıklığına çocuklarda ulaşır. Hepatit A kreş, anaokulu ve okullarda kolayca yayılmaktadır.
Hepatit A hastalığı sosyoekonomik düzeyin artması ve hijyen koşullarının düzelmesi ile birlikte artık çocukluk çağında geçirilmemekte ve hastalığın görülme yaşı ileri yaşlara kaymaktadır. Hepatit A ileri yaşlarda görüldüğünde ise hastalığın şiddeti ve ölüm riski artmaktadır. Bu nedenle hepatit A hastalığını geçirmemiş erişkinlerin mutlaka aşılanmaları gerekmektedir. Hepatit A aşısı 6 - 12 ay ara ile iki doz olarak uygulanır.

TETANOZ AŞISI
Tetanoz kasılmalar ve nöbetlerle seyreden ve genellikle ölümle sonuçlanan bir hastalıktır. Tetanoz mikrobu, genellikle toprakta ve hayvanların dışkılarında yaşayan, vücuda çok küçük yara ve kesiklerden dahi girebilen bir mikroptur. Mikrop salgıladığı "tetanoz zehiri" ile omuriliğe ve sinir sistemine zarar vermekte ve gelişmiş tüm tedavi olanaklarına rağmen hala 10 hastadan 6'sının ölümüne yol açmaktadır. Oksijensiz ortamda yaşayan bu mikrop paslı çivi, bıçak gibi maddelerin yanı sıra cam kesiği, hayvan pisliği ve açık yaraların toprakla temas etmesi sonucunda insanlara bulaşmaktadır.
Bebekleri yeni doğan tetanozundan korumak için, anne adaylarının gebeliklerinin 3. ayından itibaren mutlaka tetanoz aşısı olmaları gerekmektedir. Tetanoz aşısı hem anneyi hem de bebeği koruyacağı gibi ne anne nede doğacak bebeğine karşı zararlı bir etkisi olmaz. İster hastanede, ister farklı bir ortam ve koşulda doğum yapılacak olsun tüm anne adaylarının aşılanması gereklidir. Daha önce hiç tetanoz aşısı yaptırmamış yetişkinler bir aya ara ile iki doz tetanoz aşısı ve bir yıl sonra güçlendirme dozu olarak toplam üç doz tetanoz aşısı olmalıdır. Çocukluk çağında tetanoz aşısı yapılmış ise yetişkinlerin her 10 yılda bir tek doz aşı ile bağışıklık düzeyini arttırmaları gerekmektedir.

GRİP AŞISI
Grip hastalığı genellikle sonbahar ve kış aylarında sıklıkla görülen ancak yanlış bir şekilde pek önemsenmeyen bir hastalıktır. Damlacık enfeksiyonu şeklinde solunum yoluyla hasta ve taşıyıcı insanlardan sağlam insanlara hızla bulaşan bu mikrop, çok kısa süre içerisinde akciğerlere yerleşmekte ve ağır tablolara neden olmaktadır.
Yüksek ateş, öksürük, bitkinlik, eklem ve baş ağrıları şeklinde kendisini gösteren bu hastalığın bilinen bir etkin tedavisi yoktur. C vitamini, iyi beslenme ve soğuktan korunmanın hastalık tedavisinde ve korunmasında yeri yoktur. Akciğerlerde harabiyete ve vücudun savunma sistemlerinde yetersizliğe neden olan bu virüs,daha sonra vücuda yerleşecek diğer mikroplara zemin hazırlamakta ve hastalar bu nedenle risk altında kalmaktadır. Hastalığın bir başka özelliği de ,hastalanan kişilerin mutlaka kesin yatak istirahatine gereksinim duymaları nedeniyle işe ve okula devamsızlık nedenleri arasında birinci sırayı almasıdır.
Tedavisi olmayan bu viral hastalıktan ancak aşı ile korunmak mümkündür. Grip hastalığının tüm topluma yayılmasında en önemli etken olan okul, işyeri, kreş, kışla gibi toplu yaşam yerlerinde bulunan kişilerin mutlaka aşılanması önerilmektedir. Kendisini sürekli yenileyen ve her yıl 250.000-500.000 kişinin ölümüne yol açan gripten korunmanın en güvenilir yolu her yıl tek doz grip aşısı yaptırmaktır.
 |