PNÖMOKOK ENFEKSİYONLARI
Pnömokokal hastalıkların etkeni nedir?
Pnömokokal hastalıklara Streptococcus pneumoniae adı verilen bir bakteri neden olur.
Bu bakterinin 80’den fazla tipi vardır. Bunların çoğu hastalığa neden olur ancak az bir
kısmı ciddi pnömokokal hastalıkların büyük kısmına neden olur; tüm dünyada meydana
gelen ciddi pnömokokal hastalıkların %62’sine en sık görülen 10 tip bakteri neden olur.
Pnömokokal hastalıklar nasıl yayılır?
Pnömokokal hastalıklar kişiden kişiye solunum yoluyla (hava yolu) yayılır. Pnömokoklara
insanlarda solunum yolunda yoğun olarak rastlanır. Normal, sağlıklı erişkinlerin %5-
70’inin burun-boğazlarında tespit edilebilir.
Pnömokok alındıktan ne kadar süre sonra belirti vermeye başlar?
Yukarıda da bahsedildiği gibi pek çok kişi pnömokokları hastalanmadan burun ve
boğazlarında taşırlar. Pnömokokların neden olduğu bazı ciddi hastalıkların ortaya çıkması
için geçen süre (kuluçka dönemi) aşağıda belirtilmektedir.
Pnömokokal hastalıkların bulguları nelerdir?
Ciddi (invaziv) pnömokokal hastalıklar üç şekilde kendini gösterir: Zatürre (pnömoni),
bakteremi (bakterinin kana geçmesi) ve menenjit. Bütün bu hastalık tabloları aynı bakteri
(pnömokoklar) tarafından meydana getirilir ancak farklı bulgularla ortaya çıkarlar.
Pnömokokal zatürre (akciğerin hastalığı) pnömokokların en sık meydana getirdiği hastalık
tablosudur. Sadece Amerika’da her yıl 150.000-570.000 vakanın meydana geldiği tahmin
edilmektedir. Pnömokokların meydana getirdiği zatürre’nin kuluçka dönemi kısadır
(1-3 gün). Hastalığın belirtileri ise ani başlayan ateş, üşüme, titreme, göğüs ağrısı,öksürük, nefes darlığı, hızlı nefes alıp verme, kalp hızının artması ve güçsüzlüktür.
Pnömokokların meydana getirdiği zatürreye bağlı ölüm oranı %5-7’dir ve bu oran
yaşlılarda daha yüksektir.
Pnömokoklar kana geçip enfeksiyona neden olabilirler ve bu pnömokokal bakteremi olarak
adlandırılır. Pnömokoklara bağlı zatürre geçiren her 3-4 kişiden birisinde aynı zamanda
pnömokokal bakteremi de bulunur. Bakteremi özellikle 2 yaş altındaki çocuklarda en sık
görülen klinik tablodur ve bu gruptaki ciddi (invazif) hastalıkların %70’ini oluşturur.
Pnömokoklar bakteriler tarafından meydana getirilen menenjitlerin %13-19’unu
oluştururlar. Menenjit bulguları baş ağrısı, yorgunluk, kusma, huzursuzluk, ateş, nöbet
ve komadır. Pnömokokların oluşturduğu menenjitlere bağlı ölüm oranı yüksektir (%30)
ve bu oran yaşlılarda %80’e kadar çıkar. Pnömokoklar orta kulak iltihabının da sık görülen
etkenlerinden birisidir. Kulak enfeksiyonlarının %30-%50’si S. pneumoniae ile meydana
getirilir. Çocuklarda en sık doktora gitme nedeni orta kulak iltihabıdır.
Pnömokokal hastalıklar ne kadar ciddidir?
Pnömokoklar Amerika’da her yıl 6.000 civarında ölüme neden olmaktadır. Bu ölümlerin
yaklaşık yarısının aşı ile önlenmesi mümkündür. Küçük çocuklar ve yaşlılarda (5 yaş altı
ve 65 yaş üzeri) ciddi hastalık görülme oranı en fazladır.
Vaka ölüm oranları menenjit ve bakteremide en fazladır. En sık ölüm ise yaşlılar ve altta
yatan bir hastalığı olan kişilerde en yüksektir. Uygun antibiyotiklerle tedavi ve yoğun
tıbbi bakıma rağmen pnömokokların meydana getirdiği baktereminin (bakterinin kana
karışması) vaka ölüm oranı erişkinlerde yaklaşık %20’dir. Yaşlılarda ise bu oran %60 gibi
yüksek bir orana ulaşmaktadır.
Pnömokokal hastalıkların tedavisi var mıdır?
Pnömokokların tedavisi için tercih edilen ilaç Penisilin’dir. Bununla birlikte Penisilin ve
diğer antibiyotiklere karşı gelişen direnç giderek artmaktadır. Antibiyotiklere karşı direnç geliştirmiş mikroorganizmalarla enfeksiyona yakalanmak hem başka antibiyotiklerle çok
pahalı bir tedavi uygulanması gerekliliğine hem de uzun süreli hastane yatışına neden
olacaktır.
Bu ciddi bakteriyel enfeksiyonu tedavi etmede her geçen gün artan güçlük bu mikroba
karşı aşılanmanın öneminin giderek daha da artmasına neden olmaktadır.
Pnömokokal hastalık geçiren bir kişi hastalığı ne kadar süreyle bulaştırır?
Hastalığın hangi dönemde bulaştırıldığı kesin olarak bilinmemektedir. mikroorganizma
alındıktan sonra solunum yolunda bulunmaya başladığından itibaren ve burada kaldığı
sürece hastalık bulaştırılabilmektedir.
Pnömokokal hastalık birden fazla kez geçirilebilir mi?
Evet. Pnömokokların bilinen 80’den fazla tipi vardır ve pnömokok aşılarının içinde bu
tiplerin 23’ü bulunmaktadır. Bu tiplerden birisiyle hastalık geçirmiş olmak diğer tiplerin
oluşturabileceği hastalıktan korumaz. Bir kişi bir veya birkaç kez ciddi (invazif) pnömo-Pnömokokal hastalıklar kokal hastalık geçirmişse bile yine de aşılanması gerekmektedir.
PNÖMOKOKAL AŞILAR
Pnömokokal aşılar ne zamandan beri kullanılmaktadır?
İki ana tip pnömokokal aşı bulunmaktadır: pnömokokal polisakkarid aşı ve pnömokokal
konjuge aşı.
İlk pnömokokal aşı 1977 yılında ruhsat almıştır (14 tip pnömokokal bakteri proteini içermektedir).
1983’te geliştirilmiş pnömokokal aşı kullanıma girmiştir ve 23 tip saflaştırılmış
pnömokokal bakteri proteini içermektedir. Bu pnömokokal polisakkarid aşısı PPV veya
PPV23 olarak adlandırılmaktadır. PPV aşısı 2 yaş ve üzerinde olan ve pnömokokal
hastalıklar için risk altında olan kişilerde kullanılmak üzere ruhsatlandırılmıştır.
Pnömokokal konjuge aşı 2000’li yılların başlarında ruhsat almıştır. Bebekler ve küçük
çocuklarda (6 ay-5 yaş arası) kullanılmak üzere ruhsat almıştır. Bu aşı PCV7 veya PCV
olarak adlandırılmaktadır (7 tip pnömokokal bakteri proteini içermektedir).
Bu aşılar ne tip aşılardır?
Her iki tip pnömokokal aşı da inaktive (ölü) bakteri aşısıdır.
Pnömokokal polisakkarid aşısı (PPV) bakterinin kapsülünü oluşturan polisakkarid (şeker)
adı verilen yapıyı içermektedir. PPV23 aşısının içerisinde bulunan 23 tip pnömokok, ciddi
(invazif) pnömokok hastalıklarının %88’ine neden olmaktadır.
Pnömokokal konjuge aşısı (PCV) 7 tip bakterinin kapsülünü oluşturan polisakkarid yapıyı
difteri toksinine (protein yapıdadır) bağlanmış (konjuge edilmiş) şekilde içermektedir. Bu
yedi tip bakteri, Amerika’da 6 yaş altındaki çocuklarda, bakteremilerin (bakterinin kana
karışmasının) %86’sının, menenjitlerin 83’ünün ve orta kulak iltihaplarının %65’inin
nedenidir.
Bu aşılar nasıl uygulanmaktadır?
Pnömokok polisakkarid aşısı (PPV) bacak veya koldan kas içine veya yağlı dokuya enjeksiyon
şeklinde uygulanmaktadır. Konjuge pnömokok aşısı (PCV) kas içine enjeksiyon
şeklinde uygulanmaktadır.
Kimler pnömokok polisakkarid aşısı olmalıdır (PPV)?
- 65 yaş ve üzerindeki kişiler
- 2 yaşın üzerinde olan ve kalp hastalığı, orak hücreli anemi, alkolizm, akciğer hastalığı,
diabet, siroz veya beyin omurilik sıvı kaçağı olan kişiler
- 2 yaşın üzerinde olan ve enfeksiyonlara karşı vücudun bağışıklık sisteminin direncini
zayıflatan bir hastalığı ve özel bir durumu olan kişiler (Hodgkin hastalığı, böbrek
yetmezliği, nefrotik sendrom, lenfoma, lösemi, multiple myelom, HIV enfeksiyonu
veya AIDS olan, dalağı olmayan veya işlev görmeyenler veya organ nakli yapılan kişiler
gibi)
- 2 yaşın üzerinde olan ve vücudun enfeksiyon hastalıklarına karşı direncini azaltan
bir ilaç kullanan veya tedavi almakta olan kişiler (örneğin, uzun süreli steroid tedavisi,
bazı kanser ilaçları ve radyasyon tedavisi gibi)
Ekim 2008 tarihinde itibaren Amerikan Bağışıklama Danışma Komitesi (Amerikan Bağışıklama Danışma Komitesi) astımı
olan ya da sigara içen kişilerin polisakkarit pnömokok aşısı ile aşılamalarını önermektedir.
Kimler pnömokokal konjuge aşısı olmalıdır (PCV)?
- 2 yaşın altındaki tüm çocuklar
- 2-5 yaş arasında olan ve orak hücreli anemisi olan, dalağı olmayan veya işlev
görmeyenler, HIV/AIDS veya bağışıklık sistemini zayıflatan başka bir hastalığı olanlar
(örneğin, diabet (şeker hastalığı) veya kanser gibi), bağışıklık sistemini zayıflatan ilaç kullananlar (kemoterapi alanlar veya steroid kullananlar)
PCV aşısı çocuklarda hangi şemada uygulanmaktadır?
Tüm sağlıklı bebekler ve küçük çocuklar 2, 4, 6. aylarda üç doz ve 12-15. aylar arasında
tekrar doz şeklinde toplam 4 doz PCV aşısı olmalıdır.
3 yaşındaki çocuk henüz hiç PCV aşısı olmadı ise ne yapılmalıdır?
Çocuğa uygulanacak olan aşı doz sayısı çocuğun yaşına göre değişmektedir. Daha büyük çocuklara daha az sayıda aşı uygulanmalıdır. Örneğin 24-59 ay arası (2-5 yaş) çocuklara
tek doz PCV aşısı uygulanmalıdır. PCV aşısının 59 aylıktan büyük kişilere rutin olarak
uygulanması önerilmemektedir.
Aynı çocuğa hem PCV, hem PPV uygulanabilir mi?
Evet. Ciddi (invazif) hastalık için risk altındaki çocuklar hem PCV ile aşılanmalı, hem de
2 yaşından sonra PPV23 olmalıdır. PPV sağlıklı çocuklara rutin olarak uygulanmamaktadır.
Pnömokok aşısı tekrarlanmalı mıdır?
Pnömokok aşısının tekrarlanması rutin olarak önerilmemektedir ancak ciddi enfeksiyon
geçirmek açısından yüksek risk altındaki kişilere tek bir kez olmak üzere bir tekrar doz
137 Pnömokokal hastalıklar önerilmektedir.
Örneğin ilk doz PPV aşısını 65 yaşından önce olan kişiler, 65 yaşından sonra, bir önceki
dozdan sonra beş yıl geçtiyse ikinci doz PPV aşısı olmalıdırlar. Benzer şekilde 2 yaşından
büyük olan ve kalp hastalığı, diabet, HIV enfeksiyonu gibi uzun süreli sağlık problemleri
olan kişiler, ilk dozdan sonra beş yıl ve daha uzun bir süre geçtiyse ikinci doz PPV aşısı
olmalıdırlar.
Yüksek risk altındaki çocuklar (orak hücreli anemisi olanlar, HIV/AIDS, diabeti olanlar
gibi), bebekliklerinde tam seri PCV aşılarını olmuş olsalar bile, iki yaş ve üzerinde (son
PCV dozundan sonra en az iki ay geçmiş olması koşuluyla) bir doz PPV aşısı olmalıdırlar.
PPV ile tekrar aşılama ile ilgili daha detaylı bilgi için aşağıdaki adresi ziyaret edebilirsiniz:
http://www.immunize.org/catg.d/2015pne.pdf
Huzurevlerinde kalan 65 yaş ve üzerindeki herkes PPV aşısı ile aşılanmalı mıdır?
Evet. Huzurevlerine kayıt yapılırken bu kişilerin PPV aşısı ile aşılanmış olmalarının kontrol
edilmesi prosedürü kolaylaştıracaktır. Kişilerin daha önce aşılanmamış olmaları ya da
aşılanıp aşılanmadıklarını hatırlamıyor olmaları durumunda bu kişiler aşılanmalıdır.
Hamile kadınlar PPV aşısı olabilir mi?
PPV aşısının hamile kadınlardaki güvenilirliği araştırılmamıştır. Bu nedenle PPV aşısının
sağlıklı hamile kadınlara uygulanması önerilmemektedir.
Pnömokok aşısı ne kadar güvenilirdir?
PPV de PCV de çok güvenilir aşılardır.
Pnömokok polisakkarid aşısı için (PPV23), aşılanan kişilerin %30-50’sinde aşı yerinde
kızarıklık ve ağrı gibi çok hafif yan etki görülür. Yine aşılanan kişilerin %1’inden azında
ateş, kas ağrıları veya daha ağır lokal yan etki (aşı yerinde kızarıklık, ağrı, şişlik gibi)
görülebilir.
Pnömokok konjuge aşısı için (PCV7), aşılanan çocukların yaklaşık %10-20’sinde aşı
yerinde kızarıklık, hassasiyet veya şişlik görülür. Yine aşılanan çocukların %10’unda hafif
ateş gelişebilir.
Pnömokok aşıları ne kadar etkindir?
Pnömokokal polisakkarid aşısı (PPV23)
Genel olarak, PPV ciddi (invazif) hastalıkları önlemede %60-70 etkindir. Yaşlılar ve altta hastalıklar yatan hastalığı olan kişilerde bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle aşıya karşı gelişen
cevap da bir miktar daha azalmaktadır. Ancak bu kişilerin aşılanmaları önerilmektedirçünkü bu kişilerde ciddi (invazif) pnömokok enfeksiyonu geçirme ihtimali de daha
yüksektir.
Pnömokokal konjuge aşısı (PCV7)
Büyük bir çalışmada, PCV7 aşısının aşının içerisinde bulunan tipteki bakterilerin
oluşturduğu ciddi pnömokokal hastalığı önlemede %97 etkin olduğu gösterilmiştir. Tüm
tiplerin oluşturduğu hastalığa karşı korumada ise %89 etkinlik göstermiştir. HIV hastalığı
ve orak hücreli anemisi olan çocuklarda aşıya karşı cevap iyidir.
Sağlık Bakanlığı Pnömokok Aşısı Önerileri
- 65 yaş ve üzeri kişiler
- Kronik Akciğer Hastaları (KOAH)
- Diyabet Hastaları
- Kronik Kalp Hastaları
- Kronik Böbrek Hastaları
- İmmun Yetmezliği olanlar
- Dalağı alınmış olanlar
- Karaciğer Hastaları
- Kanser Hastaları
Kimler pnömokok aşısı olmamalıdır?
Hem PPV hem de PCV7 için, bir doz aşı uygulandığında alerjik reaksiyon gelişen kişiler
diğer doz aşıyı olmamalıdır. Orta veya ağır hastalık geçirmekte olan kişiler pnömokok aşısı ile aşılanmalarını hastalıkları
düzelene kadar ertelemelidirler.
Hamilelere uygulanmamalıdır.
Pnömokok aşısı pnömokok hastalıklarına neden olur mu?
Hayır.
Pnömokok Enfeksiyonları ile ilgili Sık Sorulan Sorular
Pnömokokal hastalıkların etkeni nedir?
Pnömokokal hastalıklara Streptococcus pneumoniae adı verilen bir bakteri neden olur. Bu bakterinin 80'den fazla tipi vardır. Bunların çoğu hastalığa neden olur ancak az bir kısmı ciddi pnömokokal hastalıkların büyük kısmına neden olur: tüm dünyada meydana gelen ciddi pnömokokal hastalıkların %62'sine 10 en sık görülen tip bakteri neden olur.
Pnömokokal hastalıklar nasıl yayılır?
Pnömokokal hastalıklar kişiden kişiye solunum yolu (hava yoluyla) yayılır. Pnömokoklara insanlarda solunum yolunda yoğun olarak rastlanır. Normal, sağlıklı erişkinlerin %5-70'inin burun-boğazlarında tespit edilebilir. Pnömokok alındıktan ne kadar süre sonra belirti vermeye başlar? Yukarıda da bahsedildiğigibi pek çok kişi pnömokokları hastalanmadan burun ve boğazlarında taşırlar. Pnömokokların neden olduğu bazı ciddi hastalıkların ortaya çıkması için geçen süre (kuluçka dönemi) aşağıda belirtilmektedir.
Pnömokokal hastalıkların bulguları nelerdir?
Ciddi (invazif) pnömokokal hastalıklar üç şekilde kendini gösterir: Zatürre (pnömoni), bakteriyemi (bakterinin kana geçmesi) ve menenjit. Bütün bu hastalık tabloları aynı bakteri (pnömokoklar) tarafından meydana getirilir ancak farklı bulgularla ortaya çıkarlar. Pnömokokların neden olduğu zatürre, pnömokokların en sık meydana getirdiği hastalık tablosudur. Sadece Amerika'da her yıl 150,000-570,000 vakanın meydana geldiği tahmin edilmektedir. Pnömokokların meydana getirdiği zatürre'nin kuluçka dönemi kısadır (1-3 gün). Hastalığın belirtileri ise ani başlayan ateş, üşüme, titreme, göğüs ağrısı, öksürük, nefes darlığı, hızlı nefes alıp verme, kalp hızının artması ve güçsüzlüktür. Pnömokokların meydana getirdiği zatürreye bağlı ölüm oranı %5-7'dir ve bu oran yaşlılarda daha yüksektir. Pnömokoklar kana geçip enfeksiyona neden olabilirler ve bu pnömokokal bakteremi olarak adlandırılır. Pnömokoklara bağlı zatürre geçiren her 3-4 kişiden birisinde aynı zamanda pnömokokal bakteremi de bulunur. Bakteremi özellikle 2 yaş altındaki çocuklarda en sık görülen klinik tablodur ve bu gruptaki ciddi (invazif) hastalıkların %70'ini oluşturur. Pnömokoklar bakteriler tarafından meydana getirilen menenjitlerin (beyin ve omuriliği saran zarın enfeksiyonu) %13-19'unu oluştururlar. Amerika'da her yıl pnömokoklara bağlı 3.000-6.000 menenjit vakası meydana gelmektedir. Menenjit bulguları başağrısı, yorgunluk, kusma, huzursuzluk, ateş, nöbet ve komadır. Pnömokokların oluşturduğu menenjitlere bağlı ölüm oranı yüksektir (%30) ve bu oran yaşlılarda %80'e kadar çıkar. Pnömokoklar orta kulak iltihabının da sık görülen etkenlerinden birisidir. Kulak enfeksiyonlarının %30-%50 S.pneumoniae ile meydana getirilir. Çocuklarda en sık doktora gitme nedeni orta kulak iltihabıdır.
Pnömokokal hastalıklar ne kadar ciddidir?
Pnömokoklar Amerika'da her yıl 6.000 civarında ölüme neden olmaktadır. Bu ölümlerin yaklaşık yarısının aşı ile önlenmesi mümkündür. Küçük çocuklar ve yaşlılarda (beş yaş altı ve 65 yaş üzeri) ciddi hastalık görülme oranı en fazladır. Vaka ölüm oranları menenjit ve bakteremide en fazladır. En sık ölüm ise yaşlılar ve altta yatan bir hastalığı olan kişilerde en yüksektir. Uygun antibiyotiklerle tedavi ve yoğun tıbbi bakıma rağmen pnömokokların meydana getirdiği baktereminin (bakterinin kana karışması) vaka ölüm oranı erişkinlerde yaklaşık %20'dir. Yaşlılarda ise bu oran %60 gibi yüksek bir orana ulaşmaktadır. Amerika'da pnömokok aşıları kullanıma girmeden önce pnömokoklar beş yaş altındaki çocuklarda ciddi hastalığa neden olmaktaydı. Her yıl yaklaşık 700 menenjit, 17.000 kan enfeksiyonu, 5 milyon kulak enfeksiyonu ve 200 ölümle sonuçlanıyordu. 2 yaşın altındaki çocuklar pnömokoklar için en yüksek risk altındaki grubu oluşturmaktadır.
Pnömokokal hastalıkların tedavisi var mıdır?
Pnömokokların tedavisi için tercih edilen ilaç Penisilindir. Bununla birlikte Penisiline ve diğer antibiyotiklere karşı gelişen direnç giderek artmaktadır. Antibiyotiklere karşı direnç geliştirmiş mikroplarla enfeksiyona yakalanmak hem başka antibiyotiklerle çok pahalı bir tedavi uygulanması gerekliliğine hem de uzun süreli hastane yatışına neden olacaktır. Bu ciddi bakteriyel enfeksiyonu tedavi etmede her geçen gün artan güçlük bu mikroba karşı aşılanmanın öneminin giderek daha da artmasına neden olmaktadır.
Pnömokokal hastalık geçiren bir kişi hastalığı ne kadar süreyle bulaştırır?
Hastalığın hangi dönemde bulaştırıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Mikrop alındıktan sonra solunum yolunda bulunmaya başladığından itibaren ve burada kaldığı sürece hastalık bulaştırılabilmektedir.
Pnömokokal hastalık birden fazla kez geçirilebilir mi?
Evet. Pnömokokların bilinen 80'den fazla tipi vardır ve pnömokok polisakkarid aşılarının (PPV23) içinde bu tiplerin 23'ü bulunmaktadır. Bu tiplerden birisiyle hastalık geçirmiş olmak diğer tiplerin oluşturabileceği hastalıktan korumaz. Bir kişi bir veya birkaç kez ciddi (invazif) pnömokokal hastalık geçirmişse bile yine de aşılanması gerekmektedir.
Pnömokok Enfeksiyonları Aşısı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Pnömokok aşıları ne zamandan beri kullanılmaktadır?
İki ana tip pnömokokal aşı bulunmaktadır, pnömokokal polisakkarid aşı (PPV23) ve pnömokokal konjuge aşı (PCV7). İlk pnömokokal aşı 1977 yılında ruhsat almıştır (14 tip pnömokokal bakteri proteini içermektedir). 1983'te içeriği genişletilmiş pnömokokal polisakkarid aşı kullanıma girmiştir ve 23 tip saşaştırılmış pnömokokal bakteri proteini içermektedir. Bu pnömokokal polisakkarid aşısı PPV veya PPV23 olarak adlandırılmaktadır. PPV aşısı 2 yaş ve üzerinde olan ve pnömokokal hastalıklar için risk altında olan kişilerde kullanılmak üzere ruhsatlandırılmıştır. Pnömokokal konjuge aşı 2000'li yılların başlarında ruhsat almıştır. Bebekler ve küçük çocuklarda (6ay- 5 yaş arası) kullanılmak üzere ruhsat almıştır. Bu aşı PCV7 veya PCV olarak adlandırılmaktadır (7 tip pnömokokal bakteri proteini içermektedir).
Bu bölümde 2 yaş üzeri kronik hastalığı olan çocuk ve erişkinlerde uygulanması önerilen Pnömokok Polisakkarid Aşısı (PPV23) hakkında bilgi verilmektedir.
Pnömokok Polisakkarid aşı (PPV23) ne tip bir aşıdır?
Pnömokok Polisakkarid aşı (PPV23) inaktive (ölü) bakteri aşısıdır. Pnömokokal polisakkarid aşısı (PPV) bakterinin kapsülünü oluşturan polisakkarid (şeker) adı verilen yapıyı içermektedir. PPV23 aşısının içerisinde bulunan 23 tip pnömokok, ciddi (invazif) pnömokok hastalıklarının %88'ine neden olmaktadır.
Pnömokok polisakkarid aşı (PPV23) nasıl uygulanmaktadır?
Pnömokok polisakkarid aşısı (PPV) bacak veya koldan kas içine veya yağlı dokuya enjeksiyon şeklinde uygulanmaktadır.
Kimler pnömokok polisakkarid aşısı olmalıdır (PPV)?
- 65 yaş ve üzerindeki kişiler
- 2 yaşın üzerinde olan ve kalp hastalıkğı, orak hücreli anemi, alkolizm, akciğer hastalığı, diabet, siroz veya beyin omurilik sıvı kaçağı olan kişiler
- 2 yaşın üzerinde olan ve enfeksiyonlara karşı vücudun bağışıklık sisteminin direncini zayıflatan bir hastalığı ve özel bir durumu olan kişiler (Hodgkin hastalığı, böbrek yetmezliği, nefrotik sendrom, lenfoma, lösemi, multiple myelom, HIV enfeksiyonu veya AIDS, dalağı olmayan veya işlev görmeyenler veya organ nakli yapılan kişiler gibi)
- 2 yaşın üzerinde olan ve vücudun enfeksiyon hastalıklarına karşı direncini azaltan bir ilaç kullanan veya tedavi almakta olan kişiler (örneğin uzun süreli steroid tedavisi, bazı kanser ilaçları ve radyasyon tedavisi gibi)
Pnömokok polisakkarid aşısının (PPV23) kaç doz olarak önerilmektedir?
Pnömokok aşısının tekrarlanması rutin olarak önerilmemektedir ancak ciddi enfeksiyon geçirmek açısından yüksek risk altındaki kişilere tek bir kez olmak üzere bir tekrar doz önerilmektedir. Örneğin ilk doz PPV aşısını 65 yaşından önce olan kişiler, 65 yaşından sonra, bir önceki dozdan sonra beş yıl geçtiyse ikinci doz PPV aşısı olmalıdırlar. Yüksek risk altındaki çocuklar (orak hücreli anemisi olanlar, HIV/AIDS, diabeti olanlar gibi), bebekliklerinde tam seri PCV aşılarını olmuş olsalar bile, iki yaş ve üzerinde (son PCV dozundan sonra en az iki ay geçmiş olması koşuluyla) bir doz PPV aşısı olmalıdırlar. PPV ile tekrar aşılama ile ilgili daha detaylı bilgi için aşağıdaki adresi ziyaret edebilirsiniz: http://www.immunize.org/catg.d/2015pne.pdf
Huzurevlerinde kalan 65 yaş ve üzerindeki herkes PPV23 aşısı ile aşılanmalı mıdır?
Evet. Huzurevlerine kayıt yapılırken bu kişilerin PPV23 aşısı ile aşılanmış olmalarının kontrol edilmesi prosedürün kolaylaştıracaktır. Kişilerin daha önce aşılanmamış olmaları ya da aşılanıp aşılanmadıklarını hatırlamıyor olmaları durumunda bu kişiler aşılanmalıdırlar.
Hamile kadınlar PPV23 aşısı olabilir mi?
PPV23 aşısının hamile kadınlardaki güvenilirliği araştırılmamıştır. Bu nedenle PPV23 aşısının sağlıklı hamile kadınlara uygulanması önerilmemektedir.
Pnömokok polisakkarid aşısı (PPV23) ne kadar güvenilirdir?
Pnömokok polisakkarid aşıları (PPV23) çok güvenilir aşılardır. Pnömokok polisakkarid aşı (PPV23) ile, aşılanan kişilerin %30-50'sinde aşı yerinde kızarıklık ve ağrı gibi çok hafif yan etki görülür. Yine aşılanan kişilerin %1'inden azında ateş, kas ağrıları veya daha ağır lokal yan etki (aşı yerinde kızarıklık, ağrı, şişlik gibi) görülebilir.
Pnömokok polisakkarid aşıları (PPV23) ne kadar etkindir?
Pnömokokal polisakkarid aşısı (PPV23) Genel olarak, PPV ciddi (invazif) hastalıkları önlemede %60-70 etkindir. Yaşlılar ve altta yatan hastalığı olan kişilerde bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle aşıya karşı gelişen cevapta bir miktar daha azalmaktadır. Ancak bu kişilerin aşılanmaları önerilmektedir çünkü bu kişilerde ciddi (invazif) pnömokok enfeksiyonu geçirme ihtimali de daha yüksektir.
Kimler pnömokok polisakkarid aşı (PPV23) olmamalıdır?
PPV uygulandığında alerjik reaksiyon gelişen kişiler diğer doz aşıyı olmamalıdır. Orta veya ağır hastalık geçirmekte olan kişiler pnömokok aşısı ile aşılanmalarını hastalıkları düzelene kadar ertelemelidirler. Hamilelere uygulanmamalıdır.
Pnömokok polisakkarid aşı (PPV23) pnömokok hastalıklarına neden olur mu?
Hayır.