Difteri Hastalığı
Difteri bir zamanlar, çocukluk çağının önde gelen hastalık ve ölüm nedenlerindendi. Örneğin, 1920’li yıllarda ABD’de difteriye yakalandığı bilinen yaklaşık 150,000 kişiden 15,000’i ölmüştür. Difteri kelimesi, günümüz anne-babalarının kalbine de korku salmaktadır ama her yıl difteriye yakalanan insanların sayısı, son derece azdır. Bu son derece olumlu gelişmeyi, çocuklarını difteriye karşı aşılattıran anne-babalarımıza ve büyük anne-büyük babalarımıza borçluyuz.
Difterinin nedeni, Corynebacterium diptheriae adlı bir bakteridir. Enfekte insanların ağızlarında, boğazlarında ve burunlarında yaşayan bu bakteri, öksürme ve hapşırma yoluyla diğer insanlara kolayca bulaşır. Bazı difteri hastaları hasta gözükmeyebilir ama, hastalığı bu durumda bile yaymaya devam edebilir.
Difteri etkeniyle temas ettikten 2-4 gün sonra çocukta boğaz ağrısı, hafif ateş ve titreme ortaya çıkabilir. Eğer difteri gereken şekilde teşhis ve tedavi edilmezse bakteri, vücutta yayılarak kalp yetersizliği ya da felç gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilen, güçlü bir toksin (zehir) yapabilir. Bazen çocuğun boğazında kalın bir zar oluşarak onun yutmasını, hatta soluk alıp vermesini zorlaştırır. Difteriye yakalanan her 10 kişiden biri ölür. Difteriye yakalanan bir çocuk bunu 2-4 hafta boyunca başkalarına bulaştırabilir.
Difteri Aşısı
Difteri aşısı çocukları, bakterinin bizzat kendisine değil de, hastalığın bulgularına yol açan bakteri toksinine karşı bağışıklık oluşturarak korur. Toksine karşı etkili olduğundan, toksoid olarak adlandırılır.
Difteri toksoidi 1921 yılı dolayında geliştirilmiş olmasına rağmen, 1930’lara kadar yaygın bir şekilde kullanılmamıştır. Aşılanan insan sayısı arttıkça, difteri vakalarının sayısı da azalmış ve örneğin Amerika’da, 1921 yılında 206,939 vaka bildirilmişken bu sayı, 1961’de 617’ye inmiştir. Bugün ise yine Amerika’da her yıl yalnızca birkaç difteri vakası bildirilmektedir.
Difteri toksoidi çocuklara hemen her zaman, tetanoz toksoidi ve boğmaca aşısıyla birlikte, Difteri, Tetanoz, tüm hücre Boğmaca (DTB) veya Difteri, Tetanoz asellüler Boğmaca (DTaB) şeklinde kombine olarak uygulanır.
Difteri, Tetanoz ve asellüler Boğmaca Aşısı (DTaB Aşısı)
Çocuğunuza DTaB aşısı yaptırarak onu difteriden, tetanozdan ve boğmacadan koruyabilirsiniz. Aslında DTB veya DTaB aşıları, bir defada uygulanan Difteri, Tetanoz ve Boğmaca (Pertussis) olmak üzere üç ayrı aşıyı bir arada içerir.
DTaP, DTP aşısının güncelleştirilmiş bir şeklidir. Bu aşının adındaki “a” harfi, dilimizde ‘hücresiz’ anlamını taşıyan ‘asellüler’ demektir ve aşıda boğmaca bakterisinin tamamının değil yalnızca bir bölümünün kullanıldığını ifade eder. Boğmaca hücresinin tamamının değil bazı bölümlerinin kullanılıyor olması ve yan etkilere neden olan bölümlerin ayrılmış olması nedeniyle DTaB aşısına bağlı yan etki görülme ihtimali DTB aşısına kıyasla daha azdır.
Çocuğu en üst düzeyde koruma altına alabilmek için DTB veya DTaB aşısının 5 defa yapılmasına ihtiyaç vardır. Bunların ilk üçü, çocuk 2, 4 ve 6 aylıkken (ya da 2, 3 ve 4 aylıkken) uygulanmalıdır. Dördüncü aşı (rapel) çocuk 15-18 aylıkken, beşinci aşı (bir diğer rapel) çocuk 4-6 yaşındayken uygulanır. DTB veya DTaB aşısı bu şekilde uygulandığı zaman hemen bütün çocukları her 3 hastalığa karşı da korur. Bu programa uygun şekilde aşılanmış bir çocuk hastalansa bile bu hastalık olasılıkla, aşılanmamış çocuklardakinden çok daha hafif olacaktır.
DTaB aşısının Yan Etkileri
DTaB aşısı olan çocukların üçte bire varan bölümünde aşı yerinde hassasiyet, ağrı, kızarıklık ve şişlik şeklinde lokal reaksiyonlar gelişir. Bu reaksiyonların görülme olasılığı ve şiddeti, ilk üç dozdan sonra değil de, dördüncü ve beşinci dozlardan sonra daha fazla olabilmektedir. Söz konusu reaksiyon gelişecekse, aşılanmayı izleyen ilk iki gün içerisinde ortaya çıkar. Bazı çocuklarda, dördüncü veya beşinci DTaB aşısının ardından, aşının yapıldığı kol ya da bacak tamamen şişebilir. Bu şişme, aşıyı izleyen ilk üç günde gelişir ve ardında herhangi bir etki bırakmaksızın, yaklaşık 4 gün devam eder.
Ateş,DTB veya DTaB aşısının ardından oldukça sık görülebilen bir diğer reaksiyondur. Aşılanan her 20 çocuktan 1’ine varabilen oranlarda görülen bu reaksiyonda çocuğun ateşi, 38ºC’yi aşabilir; söz konusu reaksiyonun görülme olasılığı da diğerleri gibi, dördüncü veya beşinci dozdan sonra daha fazladır. Bunun gibi her 5 çocuktan yaklaşık birinde, aşıdan sonra 1-2 gün devam eden huysuzluk veya iştah kaybı, yaklaşık yarısında uyuşukluk görülebilmektedir.
Bazı çocuklardaki yan etkiler, daha şiddetli olabilir. Her 3 000 çocuktan yaklaşık birinin ateşi, 40ºC’ye, hatta daha yükseğe çıkabilir. Ender olarak çocuk, aşılanmanın ardından 3 saat veya daha uzun bir süre devamlı ağlayabilir (bu çeşit sürekli ağlamanın sıklığı, çeşitli çalışmalarda her 900 çocukta 1 ile her 8 000 çocukta 1 arasında değişmektedir). Yaklaşık her 14 000 aşıda bir, kısa süreli nöbetler (konvülsiyonlar) gelişebilir ya da yine kısa süreli olmak üzere aksama/topallama veya renk solması görülebilir.
DTB veya DTaB aşısını izleyebilen nöbetler genellikle aşının bizzat kendisine değil, yol açtığı ateş yükselmesine bağlıdır. Tıp dilinde “febril konvülsiyon” (ateş yükselmesinden kaynaklanan nöbet) adı verilen bu gibi nöbetler ortaya çıktıklarında telaşa neden olabilirlerse de kısa sürede sona erer ve çocuğa herhangi bir zarar vermez. Bazı uzmanlar aşıdan önce çocuğa, daha sonra ateşin yükselme (dolayısıyla febril konvülsiyon gelişme) olasılığını azaltmak için, aspirin dışında herhangi bir ağrı/ateş giderici (örneğin parasetamol içeren bir ilaç) verilmesini önermektedir. Söz konusu ilaç, aşıyla birlikte, daha sonra da her 4-6 saatte bir verilebilir.
DTB aşısı ise, olasılıkla boğmaca (pertussis) komponenti nedeniyle, DTaB aşısına kıyasla daha fazla yan etkiye sebep olabilmektedir. Bu DTB aşısına çeşitli yan etkilerin eşlik etmesi, gerçi diğer aşılara kıyasla daha sık görülür ama aşının sağladığı faydalar, bu küçük riskin kolayca göze alınmasına neden olacak kadar fazladır. DTB aşısı her ne kadar daha fazla oranda yan etkiye neden olsa da bütün dünyadaki difteri, tetanoz ve boğmaca hastalıklarının kontrol altına alınmasına büyük destek sağlamıştır. Söz konusu reaksiyonların DTaP aşısından sonra görülme olasılığı, yarı yarıya daha azdır.
DTB veya DTaB aşısını izleyen ciddi reaksiyonlar, çok ender görülmüştür. Yıllar boyunca, DTB aşısının ardından kalıcı beyin hasarı gelişen birçok çocuk bildirilmiştir ama bu gibi vakaların sayısı çok az olduğundan, bu hasarın gerçek bir aşı reaksiyonu mu olduğunu, yoksa aşının ardından yalnızca rastlantı sonucu mu geliştiğini söylemek olanaksızdır. Bazı insanlar DTB veya DTaB aşılarının SIDS (ani bebek ölümü sendromu) nedeni olduğuna inanmaktadır ama yapılan çalışmalar, arada herhangi bir bağlantı bulunduğunu göstermemiştir. Hemen bütün uzmanlar ve bu arada bazı ülkelerdeki SIDS derneklerinde görev yapanlar söz konusu aşıların SIDS nedeni olmadığında hemfikirdir. DTB veya DTaB aşısından sonra bilinen herhangi bir ölüm yoktur.
Önlemler
Daha önce de nöbet geliştiği ya da diğer sinir sistemi sorunları olduğu bilinen çocuklarda DTaB sonrası ciddi reaksiyonların görülme olasılığı hafifçe daha yüksektir ama söz konusu risk, yine de çok düşüktür.
Doktorun bir çocukta DTaB aşısını geciktirmesine veya hiç uygulamamasına yol açabilecek çeşitli nedenler vardır:
· Bir doz DTaB aşısı sonrasında şiddetli (yaşamı tehlikeye sokan) allerjik reaksiyon gelişen bir çocukta, daha başka bir doz uygulanmamalıdır.
· Bir DTaB aşısı dozunu izleyen 7 gün içerisinde ensefalopati (bir çeşit beyin rahatsızlığı) gelişen bir çocukta daha sonra, boğmaca aşısı içeren hiçbir aşı yapılmamalıdır (DT aşısıyla ilgili aşağıdaki bilgiye bkz).
· Bir DTaB aşısı dozunu izleyen 48 saat içerisinde ateşi 40,5 ºC’nin üzerine çıkan bir çocukta, boğmaca aşısı içeren başka bir doz, zorunluluk yoksa kullanılmamalıdır.
· Bir DTaB aşısı dozunu izleyen 48 saat içerisinde şok tablosu ya da şoka benzer bir tablo gelişen bir çocukta, boğmaca aşısı içeren başka bir doz, zorunluluk yoksa kullanılmamalıdır.
· Bir DTaB aşısı dozunu izleyen 48 saat içerisinde 3 saat boyunca veya daha uzun süre devamlı ağlayan bir çocukta, boğmaca aşısı içeren başka bir doz, zorunluluk yoksa kullanılmamalıdır.
· Bir DTaB aşısı dozunu izleyen 3 gün içerisinde konvülsiyon (nöbet) gelişen bir çocukta, boğmaca aşısı içeren başka bir doz, zorunluluk yoksa kullanılmamalıdır.
· DTaB aşısının ya diğer herhangi bir aşının yapılması planlanan günde orta veya ileri derecede şiddetli herhangi bir hastalığı olan bir çocukta aşı uygulanması, iyileşinceye kadar olasılıkla ertelenmelidir.
NOT: Boğmaca aşısını da içerdiğini bildiğimiz DTaB aşısının uygulanmaması gereken çocuklarda, bunun yerine DT (difteri-tetanoz) aşısı yapılabilir – bkz aşağıdaki Benzer Aşılar. Bu konuda daha ayrıntılı bilgiyi, doktorunuzdan alabilirsiniz.
DTaP aşısından sonra . . .
Çocuğunuzda herhangi bir ciddi ya da alışılmadık reaksiyon gelişirse, hemen bir doktor çağırın veya çocuğunuzu doktora götürün.
Benzer Aşılar
DTaP aşısına benzeyen diğer 2 aşı hakkında da bilgi sahibi olmanız gerekir. Bunlardan birincisi, Erişkin tip difteri tetanoz aşısı olarak adlandırılabilen difteri dozu azaltılmış olan Difteri, tetanoz (Td) aşısıdır; en az 7 yaşında olan çocuklarda ve erişkinlerde kullanılan bu aşıda boğmaca aşısı yoktur, ayrıca aşıdaki difteri toksoidi miktarı, DTaB’ye kıyasla daha azdır. Difteri ve tetanoz karşısında kazanılan bağışıklık, zamanla azalır ve korunmanın devam edebilmesi için her 10 yılda bir defa tek doz aşı “rapel” uygulamanız gerekir. İlk Td dozunun 11-12 veya 14-16 yaşındayken yapılması önerilir; bu aşı, daha sonra her 10 yılda bir tekrarlanmalıdır.
Bilmeniz gereken ikinci aşının adı Difteri, tetanoz aşısıdır(DT) ve boğmaca aşısı içermez, yalnızca difteri ve tetanoz toksoidlerini içerir. Boğmaca aşısının yapılmaması gereken, 7 yaşından küçük çocuklarda kullanılır; bunlar genellikle, daha önceki bir DTaB dozunun ardından belirli reaksiyonlar gelişmiş olan çocuklardır. DT veya Td aşılarının yan etkileri seyrek görülür ve görülse bile aşı yerinde acı hissedilmesi ve hafif bir ateş şeklindedir.
Difteri hastalığı ile ilgili sık sorulan soruları görmek için tıklayınız
|