Sitemizin sağlık profesyonellerine özel sayfalarında ürün ve hizmetlerimizle ilgili detaylı bilgiler yer almaktadır. Bu bilgiler yalnızca hekim, eczacı, diş hekimi, hemşire gibi sağlık çalışanlarına yönelik olup, sağlık çalışanları haricindeki kişiler bu bilgileri doğru yorumlayamayacakları için bu bölümlere girmemeleri önerilmektedir.

"Sağlık Profesyonellerine Özel" bölümüne girmek için lütfen bir sağlık çalışanı olduğunuzu onaylayınız.
 
   
| | | | | |
 
Özel durumlarda bağışıklama
 

Kemik iliği transplant alıcıları Başarılı bir kemik iliği transplantasyonundan (KİT) sonra iyileşen bir çocukta aşı ile önlenebilir hastalıklara karşı bağışıklığı etkileyen pek çok faktör vardır: donörün bağışıklık durumu, transplantasyonun türü (yani, otolog veya allojenik, kan veya hematopoetik hücre, veya solid organ), transplantasyondan sonra geçen zaman, immünosupresif ilaçların alınması ve graft-versus host (grefte karşı konak) hastalığı (GVHD). Transplant alıcısı olan çocukların pek çoğu donörün immünitesini edinirse de, bazılarında bağışıklık lehine olan serolojik kanıtlar kaybolmaktadır. Transplantasyondan hemen sonra antijenik uyarı hatırlatıldığında donör bağışıklık hafızasının korunması kolaylaşır. KİT alıcıları ile yapılan klinik araştırmalarda difteri ve tetanoz toksoidlerinin transplantasyon öncesinde kemik iliği vericisine ve transplantasyondan hemen sonra alıcıya uygulanmasının bu antijenlere karşı alıcıda yanıt gelişmesini kolaylaştırdığı gösterilmiştir. Bu çalışmalarda, alıcının aşılanması transplantasyondan sonraki 5 haftanın ötesinde geciktirildiğinde serum antikor titrelerinin artmadığı da gösterilmiştir. Teorik olarak boğmaca, Hib, hepatit B, IPV ve pnömokok aşıları gibi diğer inaktif virüs antijenleri ile de bu sonuçlar beklenebilir.

Kemik iliği transplantasyonundan sonraki 1 yıl içinde difteri ya da tetanoz hastalığına yakalanma riski çok düşüktür. Bazı uzmanlar serolojik değerlendirme yapmadan tümçocukları yeniden aşılamayı seçerlerken, bazıları difteri ve tetanoz için yeniden aşılama kararını transplantasyondan 1 yıl sonra alınan serolojik titrelerin yeterlilik durumuna göre almaktadır. 7 yaş ya da üzerindeki çocuklarda transplantasyondan 12, 14 ve 24 ay sonra uygulanan 3 doz difteri ve tetanoz toksoidi (dT) ile yeterli bağışıklık yanıtı elde edilebilir. 7 yaştan küçük kişilerde ise DTaP veya DT kullanılabilir. KİT alıcıları için boğmaca aşısının güvenliği ve immünojenisitesi ile ilişkili veri yoktur. Transplantasyondan sonraki ilk yıl içinde tetanoza-duyarlı yara meydana gelmiş olan kişilere, tetanoz aşı durumları ne olursa olsun Tetanoz İmmün Globülini (TIG) verilmelidir.

Hib veya Streptococcus pneumoniae’ye karşı yeniden aşılama önerilerinin dayandırılacağı veriler kısıtlıdır. Her yaştan alıcıya KİT’ten 12, 14 ve 24 ay sonra verilen Hib konjüge aşı dozlarının biraz koruma sağladığı görülmüştür. Bir çalışmada, pnömokok polisakkarid aşısına karşı bağışıklık yanıtını belirleyici en önemli faktörün transplantasyondan sonra geçen zaman olduğu ortaya çıkarılmıştır; buna göre en büyük yanıt transplantasyondan 2 yıl veya daha sonra aşı uygulandığında elde edilmiştir. Bazı uzmanlar hastanın yaşına bağlı olarak transplantasyondan 12-24 ay sonra çok dozlu bir pnömokok aşısı takvimiönermektedirler. İkinci doz pnömokok aşısı rapel değildir, fakat ilk doza yanıt vermeyen kişilerin pnömokok bağışıklığının sağlanması için ikinci bir fırsattır. Otolog KİT geçirecek olan hastalarda Hib-konjüge aşısı ile preharvest aşılanmanın transplantasyondan 2 yıl sonra harvest’tan önce aşılanmamış hastalara göre daha yüksek anti-Hib antikor konsantrasyonları sağladığı gösterilmiştir. Allojenik kemik iliği donörleri harvest’tan önce aşılandığında da transplant alıcılarında benzer bir yarar gözlenmiştir.

Alıcının bağışıklığının yeterli olduğu düşünülüyorsa KİT’ten iki yıl sonra KKK verilebilir; bu zamanda sağlıklı olarak sağ kalanların bu canlı aşıları herhangi bir istenmeyen etki ile karşılaşmadan alabileceğini gösteren veriler vardır. İlk dozdan sonra kızamığa karşı serolojik yanıt gelişmemişse ilk dozdan 1 ay (4 hafta) ya da daha sonra ikinci KKK dozu verilebilir. Bu popülasyonda ikinci dozun yararı değerlendirilmemiştir. Kronik GVHD bulunan hastalara latent virüs enfeksiyonu ve sekellerinin ortaya çıkabileceği endişesinden dolayı KKK aşısı verilmemelidir. Kızamığa temas etmiş hastalığa duyarlı kişilere pasif immünoprofilaksi yapılmalıdır. 24 aydan daha az bir süre önce KİT yapılmış KİT alıcılarında su çiçeği aşısının kullanılması kontrendikedir. KİT’ten 24 ay ya da daha fazla bir süre sonra immün yeterli kabul edilen KİT alıcılarında su çiçeği aşısı kullanımı da yalnızca araştırma protokolleri ile sınırlıdır. Su çiçeği ile temas ettiği bilinen hastalığa duyarlı kişilere VZIG ile pasif bağışıklama yapılması önerilmiştir.

Transplant alıcılarına ve hane halkından temasta olduklarına yalnızca IPV aşısı verilmelidir. Kemik iliği transplantı alıcıları KİT’ten 12, 14 ve 24 ay sonra IPV aşısı ile aşılanmalıdır. Ek doz vermenin etkinliğinin ne olduğu bilinmemektedir; IPV aşılanmasına ilişkin alternatif yöntemler ve zamanlar için daha fazla veri gereklidir. Transplant alıcılarına bağışıklık yönünden test yapılabilir, fakat poliovirüs antikor titreleri için varolan serolojik testler henüz ticari olarak ya da eyalet laboratuvarlarında bulunmamaktadır. Grip aşısı KİT’ten sonraki ilk 6 ay içinde verildiğinde etkin değildir, fakat aşılama KİT’ten 1 yıl sonra yapıldığında koruma sağlamaktadır. Hastalık riski yüksek olduğu için 6 aydan daha önceki bir sürede KİT yapılmış olan hastalara henüz 1 yıllık süre dolmamış olsa bile güz başında grip aşısı uygulanmalıdır ve bu her yıl tekrarlanmalıdır. KİT alıcılarında hepatit B aşısının immünojenisitesi yeterince değerlendirilememiştir. Bu hastaların diğer protein antijenlerine olan yanıtları temelinde, transplantasyondan sonraki 12, 14 ve 24. aylarda 3 dozluk bir seri başlatılması ve bunu hepatit B yüzey antijenine karşı antikor gelişiminin araştırıldığı aşılama sonrası serolojik testlerin izlemesi akılcı olacaktır. Aşıya yanıt vermeyenlere ek dozlar (maksimum 3) uygulanabilir. Hepatit A aşısının rutin olarak uygulanması önerilmemektedir, fakat kronik karaciğer hastalığı veya kronik GVHD’si bulunanlara, hepatit A’nın endemik olduğu bölgelerden olan veya salgın yaşanan bölgelerde bulunan kişilere KİT’ten 12 ay veya daha fazla bir süre sonra aşılama düşünülebilir. Hepatit A aşısı 6-12 ay ara ile verilen 2 dozdan oluşmaktadır.