Koruyucu önlemler
Sıtmanın aşısı bulunmamaktadır. Sıtmanın bulunduğu bölgelere yolculuk yapacak olan
kişilere sıtmadan korunmak için uygun bir ilaç rejimi ve kişisel korunma önlemleri uygulamaları önerilmeli; ancak, kullanılan her türlü yönteme rağmen yine de sıtmaya yakalanabilecekleri
konusunda yolculuğa çıkacak kişiler bilgilendirilmelidir. Sıtmanın endemik
olduğu bir bölgede hastalık ile ilk kez temastan sonra 6 gün gibi kısa bir süre sonra ya
da sıtmalı bölgeden ayrıldıktan birkaç ay kadar uzun bir süre geçtikten ve kemoprofilaksi
sona erdikten sonra sıtma semptomları gelişebilir. Yolculara sıtmanın hastalığın erken
döneminde etkin biçimde tedavi edilebileceği fakat uygun tedavinin geciktirilmesinin
ağır ve hatta ölümcül sonuçları olabileceği söylenmelidir. Sıtma semptomları olan yolculara
kalın damla ve ince yayma kan tahlilleri dahil her türlü tıbbi değerlendirmeyi hemen
yaptırmanın yollarını aramaları önerilmelidir.
Dominik Cumhuriyeti, Haiti, Orta Amerika’da eski Panama Kanalı Bölgesinin batısı, Mısır
ve Ortadoğu’daki bazı ülkeler dışında P. falciparum sıtmasının bulunduğu bütün bölgelerde
P. falciparum’un klorokine dirençli olduğu kanıtlanmıştır. Ayrıca, Tayland, Burma
(Myanmar), Kamboçya, Güney Amerika’da Amazon nehri havzası ve giderek artan
biçimde Doğu Afrika’nın bazı kısımlarında hem klorokine ve hem de Fansidar®’a direnç yaygındır. Tayland’ın Burma (Myanmar) ve Kamboçya ile sınır olduğu yerlerde ve
Burma’nın (Myanmar) doğu vilayetlerinde Meflokine direnç olduğu kanıtlanmıştır.
Kişisel korunma önlemleri
Anofel sivrisineklerinin beslenme alışkanlıkları noktürnaldır; bu nedenle sıtma bulaşması
genellikle akşam gün batımından şafak sökene kadardır. Yolculara sıtmadan korunmak
için özellikle bu saatlerde koruyucu önlemler uygulamaları önerilmelidir. Cibinlik, sivrisineklerden
koruyucu ağlar, tel kullanmak ve vücudun bütün kısımlarını kapatan giysiler
giymek bu önlemler arasında sayılabilir. Ayrıca, yolculara parazit ile temasta bulunacak
deriye uygulamak üzere böcek kovucular satın almaları da önerilmelidir. Piyasada bulunan
böcek kovucuların çoğunun içeriğinde de bulunan en etkili böcek kovucu bileşik
N, N-dietilmetatoluamiddir (DEET). DEET’in konsantrasyonu ilaçtan ilaca değişkenlik
göstermekte ve %95’e kadar çıkabilmektedir. %30-35 DEET konsantrasyonu içeren
müstahzarlar yeterli koruma sağlar ve etkinlikleri yaklaşık 4 saat sürmektedir. Günümüzde
piyasada uzun etkili DEET içeren ürünler de bulunmaktadır. Nadiren DEET ile temas edençocuklarda toksik ensefalopati gelişebilmektedir. Yolculara aşağıdaki önlemleri alır iseler
DEET’in advers reaksiyon olasılığının en aza ineceği söylenmelidir:
• İlaç az kullanılmalı ve sadece parazit ile temas edebilecek olan vücut bölgelerine ve
giysilere sürülmelidir.
• Yüksek yoğunluktaki ürünlerin vücuda sürülmesinden kaçınılmalıdır.
• Ürün solunmamalı veya ağız yoluyla alınmamalıdır veya göze sürülmemelidir.
• Çocuklarda ürün ellerin gözler veya ağız ile temas etme olasılığı yüksek olan kısımlarına
uygulanmamalıdır.
• Yara veya sıyrıklarda asla kullanılmamalıdır.
• Kapalı ortamlara gelince ürünün uygulanmış olduğu deri bölgeleri yıkanmalıdır. Bir
böcek kovucuya karşı reaksiyon gelişeceğinden şüphe ediliyorsa cilt hemen yıkanmalı
ve sağlık kuruluşlarına başvurulmalıdır.
İyi korunaklı olmayan ve klimaların bulunmadığı odalarda kalacak olan yolculara akşam
ve gece saatlerinde oturacakları ve yatacakları yerlerde pretiroid içeren uçucu böcek
spreyi kullanmaları önerilir. Ayrıca, cibinlik altında uyuma gibi ek önlemler almaları daönerilir. Sivrisineklere karşı ek önlem almak için giysilere ve yatak üzerine Permetrin
(Permanone®) sıkılabilir. Permetrin veya deltametrin gibi böcek öldürücüler ile muamele
edilen cibinlikler daha etkilidir. Amerika Birleşik Devletleri’nde permetrin sprey veya sıvıları
veya bu ilaca batırılmış cibinlikleri satın almak mümkündür. Permetrin sprey veya sıvı
deltametrin cibinliklere uygulamak üzere yurtdışında da satın alınabilir.
Kemoprofilaksi
Yolculuktan önce uygun bir kemoprofilaktik tedavi rejimi seçmek için yolcunun ve
doktorunun dikkate alması gereken birkaç faktör vardır. Yolculuk güzergahı ayrıntılı
olarak gözden geçirilmelidir ve yolcunun gerçekten sıtmaya yakalanma riskinin bulunup
bulunmadığının belirlenmesi için belli bir ülke içindeki risk bölgelerine ilişkin bilgiler ile
karşılaştırılmalıdır (Bölüm 2, “Ülkeler itibariyle Sarı Humma Aşılanma Gereklilikleri ve
Sıtma Riski ve Klorokin Direnci Hakkında Bilgi” sayfa 23-54). Yolcunun ilaca dirençli
P. falciparum sıtmasına yakalanma riskinin olup olmadığı da belirlenmelidir. Ayrıca,
yolcunun ilk seçenek antimalaryal ilaçlardan birine karşı daha önce alerjik veya başka bir
reaksiyon yaşayıp yaşamadığı ve yolculuk esnasında tıbbi hizmetlere kolayca erişip
erişemeyeceği de belirlenmelidir.
Meflokin veya klorokin ile sıtma profilaksisine sıtmalı bölgelere yolculuğa çıkmadan 1-2
hafta önce başlanmalıdır (yolculuktan 1-2 gün önce başlanabilecek olan doksisiklin veya
Malarone™ hariç). Bu uygulama antimalaryal ilaçların temastan önce kanda bulunmalarına
ve potansiyel herhangi bir yan etkinin yolculuk başlamadan önce değerlendirilmesine ve
tedavi edilmesine olanak tanır. Kemoprofilaksi sıtmalı bölgelere yolculuk esnasında ve
sıtmalı bölgelerden ayrıldıktan sonra da (klorokin, Meflokin ve doksisiklin için yolculuktan
4 hafta sonrasına kadar ve Malarone™ için 7 gün sonrasına kadar) devam etmelidir. Daha
uzun yarı-ömürlü olan ilaçlar (haftada bir kez alınanlar) yolcu ilacını almakta geç kalırsa
kısa yarı ömürlü olan (günlük olarak alınan) ilaçlara göre daha fazla hata payına olanak
tanıma avantajı sağlarlar. Örneğin, bir yolcu haftada bir kez alınan bir ilacı 1-2 gün geç alsa profilaktik kan düzeyleri yeterli olmaya devam eder; günlük ilaç alımında 1-2 gün
geç kalındığında ise koruyucu kan düzeylerinin idame ettirilmesi pek olası değildir.
Klorokine dirençli P. falciparum’un bulunmadığı bölgelere yolculuk
Klorokine dirençli P. falciparum’un varlığının bildirilmediği bölgelere yolculuk için tek
başına klorokinin haftada bir kullanımı önerilmelidir. Klorokin genellikle iyi tolere edilir.
Rahatsız edici yan etki yaşayan birkaç hasta ilaçları yemek arasında veya haftada iki doza
bölerek alırsa daha iyi tolere edebilir. Bir alternatif olarak ona yakın bir bileşik olan
hidroksi-klorokin kullanımına daha iyi tolere edilmesi olasıdır. Klorokin profilaksisine
sıtmalı bölgelere gitmeden 1-2 hafta önce başlanmalıdır. Profilaksi yolculuk esnasında
ve yolcu bu bölgelerden ayrıldıktan sonraki 4 hafta sonuna kadar devam etmelidir (önerilen
dozlar için bkz. Tablo 3).
Aşağıda, yolculara önerilerde bulunurken göz önünde bulundurulması gereken temel konuların bir listesi vardır.
Sıtma riski
Yolculara güzergahları boyundaki sıtma enfeksiyonu riski ve ilaca dirençli Plasmodium falciparum sıtması
hakkında bilgi verilmelidir.
Kişisel korunma önlemleri
Yolculara kendilerini sivrisinek sokmalarından nasıl koruyacakları konusunda önerilerde bulunulmalıdır.
Kemoprofilaksi
Yolculara,
kemoprofilaksiye yolculuktan önce başlamaları ve sıtmanın endemik olduğu bölgelerde bulunulduğu süre
içinde ve bu bölgelerden ayrıldıktan 4 hafta (klorokin, Meflokin ve doksisiklin) veya 7 gün (Malarone™)
sonraya kadar profilaksiye devam etmeleri öğütlenmelidir;
sıtmadan korunmak için kullanılan ilaçlara alerjileri veya ilaçların kullanılması bakımından başka kontrendikasyonlar
olup olmadığı sorulmalıdır;
kemoprofilaksi için hangi ilacın kullanılacağı ve uygunsa varsayıma dayalı kendi kendine tedavi için Fansidar® veya Malarone™’un yolcunun yanında taşınıp taşınmaması konusunda danışma hizmeti verilmelidir;
her türlü antimalaryal ilacın yan etkilere neden olabileceği ve eğer bu yan etkiler ciddi ise hemen tıbbi yardım
istemeleri ve ilaçları bırakmaları konusunda bilgi verilmelidir;
sıtma kemoterapisi kullansalar bile sıtmaya yakalanabilecekleri konusunda uyarıda bulunulmalıdır.
Hastalık durumunda yolculara,
sıtma semptomlarının hafif olabileceği ve ateş ve inatçı baş ağrısı, kas ağrıları, güçsüzlük, kusma veya
ishal gibi şikayetleri varsa sıtmadan şüphelenmeleri konusunda bilgi verilmelidir;
eğer tedavi ertelenirse sıtmanın öldürücü olabileceği söylenmelidir. Sıtmadan şüphe ediliyorsa derhal tıbbi
yardım istenmelidir ve bir kez veya daha fazla kan örneği alınarak sıtma parazitleri yönünden incelenmelidir;
kendi kendine tedavinin ancak hemen tıbbi hizmet almak mümkün değilse alınması ve bu tedaviden sonra
da mümkün olan en kısa zamanda tıbbi yardıma başvurulması gerektiği hatırlatılmalıdır.
Özel kategoriler
Gebe kadınlar ve çocuklara özel ilgi gösterilmesi gereklidir, çünkü sıtma hastalığının potansiyel olumsuz
etkileri daha fazladır ve bu kişiler bazı ilaçları (örneğin doksisiklin) kullanamazlar.
Uluslararası Yolculuk ve Sağlık’tan uyarlanmıştır
Dünya Sağlık Örgütü, Cenevre, 1995. |
Klorokine dirençli P. falciparum’un bulunduğu bölgelere yolculuk
Klorokine dirençli P. falciparum’un var olduğu risk bölgelerine yolculuk için profilaksi
seçenekleri aşağıdaki ilaçlardan oluşmaktadır.
Meflokin (Lariam®): Meflokin genellikle iyi tolere edilir, fakat 188-189. sayfalardaki“Advers Reaksiyonlar ve Kontrendikasyonlar”da tanımlanan önlemler alınmalıdır.
Meflokin profilaksisine sıtmalı bölgelere yolculuğa çıkmadan 1-2 hafta önce başlanmalıdır.
Profilaksiye yolculuk esnasında ve yolcu bu bölgelerden ayrıldıktan 4 hafta sonrasına
kadar devam edilmelidir (Meflokin uzun dönemli profilaksi için kullanılabilir) (Bkz. önerilen
dozlar için Tablo 3). Not: Bazı yabancı ülkelerde piyasada Fansimef adı altında
Meflokin ve Fansidar®’ın sabit bir kombinasyonu vardır. Fansimef Meflokin ile
karıştırılmamalıdır ve Fansidar®’ın profilaktik kullanımı ile ilişkili potansiyel ağır advers
reaksiyonlar nedeniyle sıtma profilaksisinde kullanılması önerilmemektedir (bu durum
sayfa 188’deki “Advers Reaksiyonlar ve Kontrendikasyonlar”da ele alınmıştır).
Doksisiklin: Sıtma bölgelerinin çoğunluğuna yolculuk esnasında doksisiklin Meflokin
kadar etkilidir. Meflokine dirençli P. falciparum bulunduğu bölgelere (Tayland’ın Burma
[Myanmar] ile ve Kamboçya ile sınır olan bölgeleri, batı Kamboçya ve doğu Burma)
yolculuk eden kişilerde kullanılabilir. Doksisiklin kullanılan yolcular olası yan etkiler
konusunda uyarılmalıdırlar (bu konu bu kısımda sayfa 188’deki “Advers Reaksiyonlar ve
Kontrendikasyonlar”da ele alınmıştır). Doksisiklin profilaksisine sıtmalı bölgelere gitmeden
bir iki gün önce başlanmalıdır. Profilaksi yolculuk boyunca ve sıtmalı bölgelerden ayrıldıktan 4 hafta sonrasına kadar devam edilmelidir (önerilen dozlar için bkz. Tablo 3).
Malarone™: Malarone™ enfeksiyonun klorokine dirençli suşlardan edinildiği bölgelerde
bile P. falciparum sıtmasına karşı iyi bir profilaktik etki göstermiştir. Yarı-bağışık insanlarda
(yani sıtma bölgelerinde uzun süre kalan kişiler) iyi profilaktik etkisi bulunmasına
ek olarak, son veriler, Malarone™’un antimalaryal bağışıklığı olmayan (yani daha önce
sıtmalı ülkelerde yaşamış fakat şimdi sıtma bulunmayan ülkelerde yaşamakta olanlar
da dahil sakinlerinin özellikleri sıtma bulunmayan ülkelerden sıtmalı ülkelere yolculuk
yapan yolculara benzer olan popülasyonlardaki) insanlarda da etkin olduğunu göstermiştir.
Malarone™ şu anda klorokine dirençli P. falciparum sıtmasının bulunduğu bölgelere
gidecek olanlar için sıtmadan korunmak bakımından var olan üç seçenekten (diğerleri
Meflokin veya doksisiklin) birisidir. Malarone™ ile ilgili profilakside erişkin yolcular, yolculuktan
bir iki gün önce bir adet erişkin tableti almaya başlarlar ve yolculuk boyunca ve
sıtmalı bölgelerden ayrıldıktan 7 gün sonrasına kadar her gün bir tablet almaya devam
ederler. CDC’nin klorokin/proguanili klorokine dirençli P. falciparum’un bulunduğu
bölgelere yolculukta profilaksi için bir seçenek olmaktan çıkardığı belirtilmelidir.
Çocuklar ve ergenlerde kemoprofilaksi
Her yaştan çocuklar ve ergenler sıtma ile temas edebilirler. Buna bağlı profilaksi gereksinimi
erişkinler için tanımlanan ile aynıdır. Klorokine dirençli P. falciparum’un bulunmadığı
bölgelere gidecek çocuklar için tercih edilen ilaç klorokindir. Büyük çocukların (<15
kilogram [kg]) Meflokini de iyi tolere ettikleri veriler tarafından ortaya konmuştur.
Klorokine dirençli P. falciparum’un bulunduğu bölgelere yolculuk kaçınılmaz ise Meflokinçocuklarda kullanılacak bir seçenek olabilir. Doksisiklin 8 yaş ve daha küçük çocuklarda
kontrendikedir (bkz.önerilen dozlar için Tablo 3). Meflokin veya doksisiklini alamayançocuklara profilaksi için Malarone’ verilebilir. fiu anda, çalışmalar sürmekle birlikte<11 kg çocuklarda sıtmadan korunmak için Malarone’ kullanımının güvenlik ve etkinliğine
ait veri yoktur.
Meflokin ve klorokin fosfat Amerika Birleşik Devletleri’nde yalnızca tablet formundaüretilmektedir ve tadı çok acıdır. Pediatrik dozlar vücut ağırlığına göre dikkatlice hesaplanmalıdır. Eczacılar hesaplanan pediatrik dozlara göre tabletleri pulverize ederek jelatin
kapsüller hazırlayabilirler. Tozu yiyecek ve içeceklerle karıştırmak antimalaryal ilaçlarınçocuklara verilmesini kolaylaştırabilir. Klorokin süspansiyonları yurt dışında çok yaygın
biçimde bulunmaktadır. Doktorlar uygulanacak dozu ve hacmi vücut ağırlığına göre
hesaplamalıdırlar, çünkü klorokin bazının yoğunluğu farklı süspansiyonlarda değişiklik
göstermektedir. Malarone™’un pediatrik tablet formu vardır. Profilaksi için pediatrik doz
şeması (profilaksiye çocuklarda da yolculuk başlamadan bir iki gün önce başlanır ve profilaksi
yolculuk esnasında ve sıtmalı bölgeden ayrıldıktan 7 gün sonrasına kadar devam
eder) Tablo 4’tedir ve vücut ağırlığı temel alınarak uygulanır.
ANTİMALARYAL İLAÇLARDA DOZ AŞIMI ÖLÜMCÜL OLABİLİR.
İLAÇLAR ÇOCUKLARIN AÇAMAYACA⁄I ŞİŞELERDE VE ÇOCUKLARIN
ERİŞEMEYECEĞİ YERLERDE SAKLANMALIDIR.
Gebelik esnasında kemoprofilaksi
Gebe kadınlarda sıtma enfeksiyonu gebe olmayan kadınlara göre daha ağır seyredebilir.
Sıtma advers gebelik sonuçları riskini, örneğin erken doğum, düşük ve ölü doğum riskini
artırabilir. Bu nedenlerden ve hiçbir kemoprofilaktik rejim tam olarak etkili olmadığından
dolayı gebe kadınlara veya gebe kalmayı planlayan kadınlara mümkünse sıtma bulaşma
olasılığı olan bölgelere yolculuk yapmamaları önerilmelidir.
Klorokin: İlaca dirençli P. falciparum’un bildirilmediği bölgelere yolculuk yapacak olan
kadınlar klorokin proşaksisi alabilir. Klorokinin sıtma profilaksisi için kullanılan dozlarda
fetus üzerinde herhangi bir zararlı etkisi bulunmamıştır; bundan dolayı klorokin ve
hidroklorokin ile sıtma profilaksisi için gebelik bir kontrendikasyon değildir.
Meflokin: Gebelik esnasında yapılan klinik çalışmaların ve gebelik esnasında zorunlu
Meflokin kullanımına ilişkin bildirimlerin gözden geçirilmesi bu ilacın ikinci ve üçüncü trimestrlerde kullanılmasının advers fetal ve gebelik sonuçları doğurmadığını ortaya
koymaktadır. Birinci trimestrde de güvenli olduğuna dair sınırlı da olsa veri vardır. Bunun
sonucu olarak, Meflokinin, klorokine dirençli P. falciparum ile temas kaçınılmaz ise gebe
olan veya gebe olma olasılığı bulunan kadınların profilaksisinde kullanımı düşünülebilir.
Doksisiklin: Doksisiklin gebelik ve emzirme esnasında sıtma profilaksisinde kontrendikedir.
Tetrasiklinlerin fetus üzerinde dişlerde lekelenme ve displaziye yol açmak ve kemik
büyümesini inhibe etmek gibi advers etkileri vardır. Tetrasiklinler yalnızca çok ilaca dirençli
P. falciparum’un neden olduğu yaşamı tehdit edici enfeksiyonların tedavisinde endikedir.
Primakin: Glukoz-6-fosfat dehidrejenaz (G6PD) eksikliği bulunan bir fetusa plasenta
yoluyla geçerek rahim içi hemolotik anemiye neden olabileceği için primakin gebelik
süresince ullanılmamalıdır. Gebelik esnasında primakin ile radikal tedavi veya terminal
profilaksi gerekiyorsa, klorokin rahatlıkla verilebileceği doğum sonrasına kadar haftada
bir kez verilmelidir.
Malarone™: Gebelik esnasında Malarone™ kullanımı ile ilgili veriler yetersizdir. Bu nedenle,
halen potansiyel yarar fetusta oluşabilecek potansiyel risklere ağır basmadıkça (örneğin,çok ilaca dirençli suşların bulunduğu bir bölgede P.falciparum sıtmasına yakalanmış ve
diğer tedavi seçeneklerine tolere edemeyen gebe kadınlar) Malarone™ gebe kadınlarda önerilmemektedir.
Emzirme esnasında profilaksi
Bazı antimalaryal ilaçların emziren kadınların sütlerinde bulunan miktarlarına ilişkin veriler
vardır. Anne sütüne klorokin ve Meflokin çok az miktarlarda geçmektedir. Anne sütüne
geçen miktarların emen çocuğa bir zararı olacağı düşünülmemektedir. Anne sütüne geçen
antimalaryal ilaçların miktarı sıtmaya karşı koruma sağlamak için yeterli olmadığından
kemoprofilaksi gereken çocuklar Tablo 3’te gösterilen antimalaryal ilaçları önerilen
dozlarda almalıdırlar. Anne sütüne geçen primakin miktarı konusunda bir bilgi yoktur;
emziren bir kadına primakin vermeden önce çocuk G6PD eksikliği bakımından testten
geçirilmelidir. Sulfonamidler anne sütüne geçmezler ve iki aydan küçük çocuklara
verilmemelidirler. Ancak, çoğu vakada, sıtma tedavisi için Fansidar® kullanıldığında kadının
sağlayacağı potansiyel yararlar bebeğe gelecek teorik risklere ağır basacaktır.
Atovakuon’un anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Proguanil anne sütüne az
miktarlarda geçer. Diğer antimalaryal ilaçlar ile elde edilen deneyimlere dayanarak anne
sütüne geçen ilaç miktarının çocuk için sıtmaya karşı yeterli koruma sağlamadığını
söyleyebiliriz. 11 kg’dan hafif çocuklarda Malarone™’un güvenlik ve etkinliği ile ilgili veriler
henüz olmadığından kadının sağlayacağı potansiyel yarar çocuğa gelecek potansiyel zarar
riskine ağır basmadıkça (örneğin, çok ilaca dirençli suşların bulunduğu bir bölgede
P. falciparum sıtmasına yakalanmış ve diğer tedavi seçeneklerine tolere edemeyen emziren
kadınlar) bu ilaç 11 kg’dan daha hafif çocukları emziren annelere verilmemelidir.
Kendi kendine tedavi
CDC sıtma bulunan bölgelere yolculuk için sıtma profilaksisi kullanımını önermektedir.
Profilaksi almayı tercih etmeyen ve yalnızca eğer semptomlar belirirse kendilerini tedavi
etmeyi planlayan veya optimal etkinliği olmayan tedavi rejimlerini almak zorunda kalan
veya seçen (örneğin klorokine dirençli P.falciparum’un bulunduğu bölgelere yolculuk için klorokin kullanımı) kişiler, gerektiğinde kendilerini tek başlarına varsayıma dayalı
hastalık için tedavi etmeleri için, önerilen antimalaryal ilaçlardan birisini, tedavi dozu
miktarı kadar temin etmeli ve yanlarında bulundurmalıdırlar. Tıbbi hizmete 24 saat içinde
erişemeyecek olan ve sıtma olduğundan şüphelenilen bir hastalığı bulunan yolculara
varsayıma dayalı tedavi önerilmektedir. Bu yolculara yolculukları esnasında ateşli bir
hastalık geçirirlerse veya profesyonel tıp hizmetlerine 24 saat içinde ulaşamazlarsa
varsayıma dayalı kendi kendine tedaviyi hemen almaları söylenmelidir; ancak olası sıtma
enfeksiyonuna karşı uygulanan kendi kendine tedavinin sadece geçici bir önlem olduğu
ve derhal tıbbi değerlendirmeden geçmenin şart olduğu da hatırlatılmalıdır.
Varsayıma dayalı kendi kendine tedavi için önerilen ilaçlar
Fansidar®: Bugüne kadar, sulfa ilaçlarına allerjisi olmayan yolcularda varsayıma dayalı
kendi kendine tedavi için CDC tarafından önerilen ilaç sulfadoksin-primetamin (SP)
(Fansidar®) olmuştur ve SP’ye direncin olmadığı bölgelere yolculuk edecek kişilerin kendi
kendine tedavisi için halen önerilen ilaçtır (bkz. Tablo 5).
Malarone™: Malarone™, şimdi profilaksi için Malarone™ almamış yolcularda varsayıma
dayalı kendi kendilerine tedavi için bir diğer seçenek olmuştur. Malarone™, Güney
Amerika Amazon nehri havzası, Güneydoğu Asya ve doğu ve Güney Afrika’daki bazı ülkeler (tam olarak Kenya, Malawi, Mozambik, Güney Afrika, Tanzanya ve Uganda) gibi
SP’ye dirençli bölgelere yolculuk edecek kişilerin varsayıma dayalı kendi kendine
tedavisinde seçilecek olan ilaçtır. Malarone™ profilaksisi almış kişilere, Fansidar® direncinin
olmadığı bir bölgeye gitmeleri durumunda varsayıma dayalı kendi kendine tedavi için Fansidar® almaları önerilmelidir. Fansidar® direnci olan bölgelere yolculuk ediliyorsa yolculara
yolculuktan önce bir sağlık görevlisine danışmaları önerilir.
Varsayıma dayalı kendi kendine tedavi için önerilmeyen ilaçlar
Meflokin: Meflokin kendi kendine tedavi için kullanılmamalıdır, çünkü sıtma tedavisi için
kullanılan yüksek dozda Meflokin ile ilişkilendirilmiş sık rastlanan ciddi yan etkiler (halüsinasyonlar
ve havale) vardır.
Halofantrine: Halofantrine (Halfan®) sıtmanın kendi kendine tedavisi için önerilmemektedir, çünkü tedavi dozlarını takiben potansiyel olarak ciddi elektrokardiyografik değişiklikler
olduğu kanıtlanmıştır. Bu bildirimlerin pek çoğunda halofantrine başka antimalaryal
ilaçlar (örn., Meflokin) ile birlikte uygulanmıştır. Meflokin profilaksisi almış
yolcuların kendi kendine tedavisinde halofantrine’in güvenli olduğu ortaya konamamıştır
ve halofantrine yurt dışında yaygın olarak bulunduğundan sağlık görevlileri yolcuları
Meflokin alıyor iseler halofantrine kullanımından kaçınmaları konusunda uyarmalıdırlar.
P. vivax ve P. ovale’nin nükslerinin önlenmesi
P. vivax ve P. ovale parazitleri karaciğerde rutin kemoprofilaksinin bitiminden 4 yıl
sonrasına kadar kalabilir ve nükslere neden olabilir. Sıtmalı bölgelere yolculuk yapacak
olan kişiler bu risk konusunda uyarılmalıdır ve yolculuk hikayelerini ve sıtma olasılığını
doktorlarına mümkün olan en kısa zamanda bildirmeleri önerilmelidir. Primakin nüks
riskini P. vivax veya P. ovale’nin karaciğer evrelerine karşı etki ederek engeller. Primakin
yolcu sıtmanın endemik olduğu bölgeden ayrıldıktan sonra ve genellikle profilaksinin son
2 haftası esnasında veya son 2 haftasını takiben uygulanır.
ünyanın sıtmalı bölgelerinin çoğunluğunda (Haiti ve Dominik Cumhuriyeti hariç) en az
bir tür nüks gösteren sıtma paraziti türü vardır, bu bölgelere yolculuk eden kişilerin ya
P. vivax veya P. ovale edinme riskleri söz konusudur, ancak her bir yolcunun ne kadar
risk altında olduğunun belirlenmesi çok güçtür. Nüksleri önlemek için uygulanan
primakinin kullanıldığı terminal profilaksi genellikle sıtmanın endemik olduğu bölgelerde çok uzun süre kalmış kimselerde (örneğin, misyonerler ve Barış Gönüllüleri) endikedir. İnsanların çoğunluğu standart primakin profilaksi rejimine tolerans gösterirler; ancak,
G6PD eksikliği olan kişiler buna istisna teşki ederler. (bkz. advers reaksiyonlar ile ilgili
bilgiler için aşağıdaki kısım (“Advers Reaksiyonlar ve Kontrendikasyonlar”) ve önerilen
dozlar için Tablo 3.)
Advers reaksiyonlar ve kontrendikasyonlar
Aşağıda önerilen antimalaryal ilaçların sık ve ciddi yan etkilerine ilişkin bilgiler vardır.
Ayrıca, doktorlar standart ilaç başvuru metinlerindeki reçeteleme bilgilerini ve üretici
prospektüslerini de gözden geçirmelidirler.
Klorokin ve hidroklorokin: Klorokin ve hidroklorokin sıtma için profilaktik dozda alındıklarında nadiren ağır advers reaksiyonlara neden olurlar. Ortaya çıkabilecek olan hafif yan
etkiler gastrointestinal rahatsızlık hissi, baş ağrısı, baş dönmesi, görme bulanıklığı ve kaşıntıdır, fakat bu etkiler ilacın bırakılmasını genellikle gerektirmemektedir. Romatoid artriti
tedavi için kullanılan yüksek doz klorokin retinopati ile ilişkilendirilmiştir, fakat bu ciddi
yan etki rutin haftalık sıtma profilaksisi ile ilişkili bulunmamıştır. Klorokin ve ona akraba
bileşiklerin sedef hastalığını alevlendirdiği bildirilmiştir. Aşı intradermal olarak uygulandığı
nda, klorokin, insan diploid hücresi kuduz aşısına karşı gelişen antikor yanıtını
engelleyebilir.
Meflokin: Kemoprofilaksi için uygulandığında Meflokine karşı tolerans genellikle iyidir.
Profilaktik dozlarda (örn., psikoz veya havale gibi) ağır advers reaksiyonlar ile nadiren
ilişkilendirilmiştir; bu reaksiyonlar tedavi için kullanılan daha yüksek dozlarda daha sık
görülür. Gastrointestinal rahatsızlık, uykusuzluk, baş dönmesi gibi gözlenen hafif yan
etkiler geçici ve kendiliğinden iyileşen türdendirler.
Meflokinin bu ilaca karşı aşırı duyarlılığı bulunan yolcularda kullanılması kontrendikedir
ve havale hikayesi veya ciddi psikiyatrik hastalığı bulunan yolcularda kullanımı da önerilmez.
Eldeki verilerin gözden geçirilmesi sonucunda, altta yatan aritmi rahatsızlığı bulunmayan
kimselerde Meflokinin beta-blokerler ile birlikte kullanılabileceği ortaya çıkmıştır.
Ancak, kardiyak iletim anomalileri olan hastalarda Meflokin kullanımı önerilmemektedir.
Doksisiklin: Doksisiklin genellikle güneş ışığına karşı aşırı güneş yanığı şeklinde tepki
veren ışığa duyarlılık reaksiyonuna neden olur. Böyle bir reaksiyon riski güneş ışınları
altında kalmaktan ve ışınlara doğrudan maruz kalmaktan kaçınarak ve uzun dalga morötesi (UVA) radyasyonları emen koruyucu kremler kullanarak azaltılabilir. Ayrıca,
doksisiklin kullanımı candida vajiniti sıklığını da artırmaktadır. İlacın yemek arasında alınması
gastrointestinal yan etkileri (bulantı veya kusma) en aza indirebilir. Özafajit riskini
azaltmak için yolculara doksisiklini yatmadan önce almamaları söylenmelidir. Doksisiklin
gebelerde ve 8 yaşın altındaki çocuklarda kontrendikedir.
Malarone™: Profilaksi tedavisi için Malarone™ kullanan kişilerde en sık bildirilen yan
etki karın ağrısı, bulantı, kusma ve baş ağrısıdır.
Fansidar®: Sulfonamid alan kişilerde bildirilen advers reaksiyonlar bulantı, kusma ve
baş ağrısıdır. Ağır cilt advers reaksiyonlarına neden olabileceği için yolculara profilaksi
için Fansidar® kullanmamaları söylenmelidir. Fansidar® sulfonamid entoleransı olanlarda
ve 2 aydan küçük çocuklarda kontrendikedir.
Primakin: Primakin G6PD eksikliği bulunanlarda ağır hemolitik anemi yapabilir. Primakin
kullanılmadan önce uygun laboratuvar testleri ile G6PD eksikliğinin ayırıcı tanısı yapılmalıdır.
|